Anasayfa / BLOG / ALAÇATI ON İKİ AY YAŞAYAN BİR 'ORGANİZMA'
ALAÇATI ON İKİ AY YAŞAYAN BİR 'ORGANİZMA'

ALAÇATI ON İKİ AY YAŞAYAN BİR 'ORGANİZMA'

Yazar: Esra Koçdemir www.vintagealacati.com

Fotoğraf: Melek Koçkar

Bugün Türkiye’nin gözde tatil beldelerinin başında Alaçatı geliyor. Alaçatı, antik çağlardaki adıyla Agrilia, Ege’nin mavi sularına uzanmış Çeşme yarımadası üzerinde yer alan küçük bir köy yerleşimi. Bölgede yerleşim tarihi, liman niteliği dolayısıyla M.Ö. 3000’li yıllara dayansa da Alaçatı köy merkezinin bugünkü görünümüne kavuşması M.S. 1800’lü yılları buluyor. Eski bir Rum köyü Alaçatı’da, mimari ve kent dokusunda bu etkiyi görmek mümkün. Türk-İslam mimarisinde yer alan yüksek duvarlar ve mahremiyet olgusu, yerini sokakla ve sosyal yaşamla bütünleşmiş bir yapılaşma biçimine bırakmış. Aynı şekilde İslam kültüründe kent/köy meydanı yapısına rastlanmazken, Alaçatı köy meydanları bugün ülkemizin en güzel on meydanı arasında gösteriliyor. İklim, coğrafi koşullar ve topografya, mimarinin diğer önemli belirleyicileri. Kışın hâkim rüzgâr olan lodostan, yazın da güneşin bunaltıcı etkisinden korunmak için mimari ve sokak dokusu kuzey-güney aksında şekillenmiş, bölgeden çıkan karakteristik Alaçatı taşı, yapılaşmanın ana malzemesi.

Alaçatı isminin, erken Osmanlı döneminde bölgeye yerleştirilen Alacaat aşiretinden geldiğini kaynaklarda görüyoruz. Yüzyıllar boyunca bağcılık ve şarapçılıkla geçinen köyde, mübadeleden sonra daha yoğun şekilde Türkler’in yerleşmesiyle bağcılığın yerini zeytin ve zeytinyağı üretimi almış. Zengin Türk mutfağı, Ege’nin bereketli topraklarında yetişen otlar ve sebzelerle çeşitlenmiş ve eşsiz bir yemek kültürüne dönüşmüş.

Yumuşak iklimi ve dünyaca ünlü plajları dolayısıyla yaz sezonunun aranan adresi olan beldenin, elverişli rüzgâr yapısı dolayısıyla önemli bir sörf merkezi halini alması 1990’lı yıllarda başlıyor. Zamanla şirin mimarisi, birbiri ardına açılan keyifli butik oteller ve nitelikli Ege mutfağı alternatifleri sunan restoranlar sayesinde giderek daha çok keşfediliyor ve seviliyor. İzmir kent merkezine sadece bir saat mesafede olmasıyla, sakin ve organik yaşam nitelikleri sunmasıyla, son yıllarda daha çok göç almaya başlıyor. Aydın ve açık fikirli yerlilerinin yanında, büyükşehirlerden gelip Alaçatı’ya yerleşenlerin beldeye yaptığı kültür aşısı son derece başarılı sonuçlar veriyor ve günümüz Alaçatı’sı yüzü batıya dönük modern bir köy haline geliyor.

Alaçatı sokakları; esen meltemi saçlarınızda hissederek kahve içebileceğiniz, Ege mutfağının en lezzetli örneklerini zarif bir ambiyansta tadabileceğiniz, jazz’dan alaturkaya her çeşit müziği dinleyip keyifli sohbetler edebileceğiniz, ülke çapında ünlü tasarımcıların butiklerinden alışveriş yapabileceğiniz, sanat galerilerini ve antikacıları gezerek zamanı unutabileceğiniz spontane bir kent dokusu sunuyor. Bunun yanında yakın koylarda denize girebilir, yarımada üzerindeki küçük köyleri görebilir, Urla’ya bağcılık ve şarap tadımı gezileri yapabilirsiniz. Erythrai antik kentini dolaşır, Avrupa’nın en büyük Zeytinyağı müzesini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca Ot Festivali, Uçurtma Festivali, PWA Surf Yarışması, Big Fish Balık Turnuvası, Alaçatı Sanat Haftası gibi birçok etkinliği yakalamanız da mümkün.

Alaçatı’nın nitelikli kent dokusunun korunması için alınan önlemler bugün, içinde keyifle yaşayabildiğimiz bir yerleşim oluşturuyor. Mimari yapı ve kat yükseklikleri ile ilgili sınırlamalar, plastik masa sandalye kullanımı konusundaki kısıtlar, Arnavut taşlı sokak dokusunun korunması gibi önlemler son derece başarılı sonuçlar getirmiş durumda. Ancak Alaçatı’yı Alaçatı yapan ve en az mekânsal güzellikleri kadar korunması gereken şey, onun yaşam kültürü. Bu kültürün temelinde yatan sakinlik, komşulara saygı, sanata ve sanatçıya destek, yerel üretime ve yerelleşmeye destek, kısa vadeli değil uzun vadeli gelişme hedefleri, sürdürülebilirlik gibi ana bileşenler bundan sonra daha büyük bir hassasiyetle korunmayı ve gözetilmeyi gerektiriyor. Alaçatı, son yıllarda popülerliğinin artmasıyla birlikte kitlesel bir turizm hareketiyle karşı karşıya. Bu noktada turizmde koruma-kullanma dengesinin önemi daha da artıyor. Pek az turizm bölgesinde yakalanabilen servis kalitesinin ve butik hizmet anlayışının sürdürülmesi de Alaçatı’nın turizmdeki iddiasının sürdürülebilmesi için şart. Korumacı bir turizm yaklaşımının yaygınlaştırılması; Alaçatı’nın sadece iki aylık bir tatil beldesi değil, güçlü bir yaşam kültürüyle on iki ay yaşayan bir ‘organizma’ olduğu bilincinin oluşturulması gerekli.

Alaçatı’nın örnek oluşturan kent dokusunun ve yaşam kültürünün gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılması ve yaygınlaştırılması, öncelikle biz Alaçatı’da yaşayanlar ve burada işletmecilik yapanlar için, daha sonra da bu güzellikleri tatmak amacıyla uzun yollar kat edip gelen misafirlerimiz için vazgeçilmez öncelik.

#alacati75desibel
#alacati75desibel

İLKBAHAR’DA ALAÇATI
İLKBAHAR’DA ALAÇATI

HERKESİN BİR ALAÇATI'SI VAR!
HERKESİN BİR ALAÇATI'SI VAR!